Malevich şöyle ifade eder : “1913 yılında, sanatı nesnel dünyanın yükünden kurtarma yolunda göstermiş olduğum umutsuz çabada ‘kare’ biçimine sığındım” kare biçim dış dünyaya, nesneler dünyasına karşı insanın, sanat yaratmalarının, ‘yeni varlığı’ dayatabileceği bir temel olarak anlaşılır. Ama bir kare, şimdiye kadar alışılmış resim geleneğinin içinde hiçbir şey ifade etmeyecektir. Aslında bir karenin resim olup olmaması da tartışılabilir. Sanatçının kendi de böyle bir tartışmayı yaşar. “Suprematistik Kare’yi yarattığımda tepki çok büyük oldu. Beni resim alanının dışında olmakla suçladılar. Ama sorunun çekirdeği birinin her hangi bir şeyin içinde ya da dışında olup olmaması ya da bir şeyin neden meydana geldiği değildir önemli olan kanıttır.”
Bu kanıt suprematik (kusursuz) bir gerçekliğin var olduğu kanıtıdır. Bu gerçeklik ilk kez sanatçının karesinde “beyaz bir düzlem üzerindeki siyah kare”sinde bir kanıt elde eder.
Bu resim geometrik soyut bir varlığı ifade eder. Bu soyut-somut varlık, doğaya karşı evrendeki dengeyi sağlayan bir mutlaktır. Bu aynı zamanda resim için bir sıfır noktasıdır.
Ama bu nokta tümüyle yeni bir soyut resim anlayışını ortaya koyar. İfadeci ve tasvirci soyut expresyonizm kaybolur, kostruktivist olan egemenlik kazanır.
Düzlem üzerinde kare, ‘yalnız içeriksizliğin’ simgesi spontan simgesi değil, o aynı zamanda mutlak bir resminde ilk yapı taşı olarak kendini gösterir.
Mutlak resim mutlak gerçekliğin resmidir.
İçeriksizlik öğretisi, ‘beyaz bir düzlem üzerinde siyah bir kare’ , ‘sıfır noktası’ bütün bunlar yeni sanatın dayandığı varlık temelleridir. |